21 Eylül 2017 Perşembe

Okudum Bitti - EBEDİ YANSIMA Kehanet / ÖZGE ERKİN ~~

Selamlar Millet!

Uzun bir aradan sonra çok ama çok canım ablam Özge Erkin'in yeni kitabının yorumu ile karşınızdayım. :)

Aslında bir süredir birçok konuda yazmak istiyor hatta taslaklar da oluşturuyorum ancak bir türlü fırsat bulup da bilgisayar başına geçip düzenlemeleri yapamıyordum. Kısmet olursa bir sonraki yazımda uzun uzun anlatacağım neler yaptım, nerelerdeydim falan filan. Ama şimdi sırada ablişimin kitabına dair yorumum var! :)

TANITIM BÜLTENİ:
Zamanın başlangıcından beri ‘Aydınlık’ ve ‘Karanlık’ birbiriyle savaşmakta, ışığın muhafızları üstün özellikleri ve sonsuz yaşamlarıyla yüzlerce yıldır insanlar arasında dolaşmaktadırlar.


Kevin, baş muhafız olarak tek amacı aydınlığı korumaktır. Amacına engel olabilecek her şeyi bir kenara itmiştir; ruh eşini bile ama hiçbir şey planladığı gibi gitmez. Kevin’in ruh eşi bir melektir ve beklenmedik bir anda karşısına çıkar.


Aşkın ilk mührü kırılırken insanoğluğunun kaderini belirleyecek olan kehanet gün ışığına çıkmış ve ilk işaretini vermiştir. Bundan sonra her şey bir muhafızın kaderinde ve bir meleğin kanadında gizlidir.

Yayın Koordinatörü : Tuğçe Nida Sevin
Yayına Hazırlayan : Yeliz Kuşcu Kıyak
Editör : Duygu Esen Özel
Kapak Uygulama : Aslıhan Kopuz
Sayfa Sayısı : 344


BENİM YORUMUM;
Efenim Özge ablamın kalemine olan hayranlığımı artık hemen hemen hepiniz biliyorsunuz ancak bu defa okuduğum kitabı bambaşkaydı. Tabii üzerimdeki etkisi de... Fantastik okumaya çok çok geç başladığımı düşünsem de her şeyin bir zamanı vardır deyip kendimi avutuyorum.

Açıkçası okuduğum çok fazla fantastik olmadığı için bu konuda ahkam kesemem ama bir okur olarak diyebilirim ki Ebedi Yansıma'yı okurken inanılmaz keyif aldım. Bir solukta bitti. -keşke bitmeseydi- Özge ablamı çok seviyor olsam da Destan, Masum Koza ve diğer Wattpad hikayelerinden sonra Ebedi Yansıma'nın türünün fantastik olduğunu öğrenmek bir an duraklamama sebep olmuştu. Okuyabilecek miyim, sevecek miyim, acaba sıkılır mıyım vs vs bir sürü soru vardı aklımda. Ama ablam beni bir kez daha kalemine aşık etti.

Olay örgüsü, karakterler, güçlü kadınlar, aşk, dostluk, güven, sadakat fantastik türde bile olsa o kadar güzel harmanlanmış ve aktarılmış ki gerçekten hiç sıkılmadan, seve seve okudum. Serinin diğer kitaplarının çıkmasını ise dört gözle bekliyorum.

Olayları anlatıp spoiler vermek istemiyorum. O yüzden bu sefer böyle genel bir yorum yaptım. Umarım yazımı okuyup kitabı almaya karar veren herkes severek okur.

Puanım elbette 5 :)



Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın.

Kocaman Sevgilerimle,

MyReal

23 Mayıs 2017 Salı

Okudum Bitti - FIRSATÇI / TARRYN FISHER ~~

Selamlar Millet!

Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Ben yine sevdiğim bir yazarın kitabıyla karşınızdayım. :)


TANITIM BÜLTENİ;

Kalbini sadece bir kez verebilirsin; ondan sonraki her şey ilk aşkının peşinden gelir.

Her fırsattan istifade etmesiyle bilinen sivri dilli Olivia Kaspen, akılsızca çekip gitmesine izin verdiği eski erkek arkadaşı Caleb Drake ile şans eseri karşılaşınca kendisini ilk aşkıyla ikinci bir şans isterken bulur.

Caleb'ın hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia, onu geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermelidir. Ancak gerçek kimliğini ve kötü geçmişlerini gizli tutmaya çalışan Olivia'nın en büyük engeli Caleb'ın kurnaz yeni kız arkadaşı, Leah Smith'tir.
Böylece bu iki hırslı kadın arasında kendilerini hatırlamayan bir adamı elde etmek için girdikleri vahşi bir mücadele başlar. Ama çok geçmeden Olivia, bir zamanlar kendisinin olanı almak için savaşırken yalanlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Peki, aşk her şeyi affeder mi?
Sayfa Sayısı: 316
Baskı Yılı: 2016
Yayınevi: Aspendos Yayıncılık
Çevirmen: Meltem Türkmen
Yazar: Tarryn Fisher

Ve karşınızda BENİM YORUMUM;
Tarryn Fisher; gerçekten kalemini sevdiğim, özellikle daha önce okuduğum İlik ve Siyah Damar kitaplarındaki konularıyla takdirimi kazanan bir yazar. Onu okumayı çok seviyorum. Bu hayranlığımı bilmeyen kaldı mı, diyerek söze başlasam da bu sefer kitaba 5 yıldız veremedim. 🙈🙈 Nedeni, hikayenin fazla gerçekçi olup beni sinir etmesi midir, nedir bilemiyorum ama elim gitmedi 5 yıldıza...

Caleb, Leah ve Olivia... Üçü de bazı sahnelerde delirttiler beni, yanlarında olup ağızlarına iki tane patlatmak istedim, çok net. 😅
Üçü de inanılmaz büyük aptallıklar yaptı ve öyle tahmin ediyorum Tehlikeli Kızıl ve Hırsız'da da bu salaklıkları devam edecek. Ben, ne olursa olsun seviyorsan ve karşındaki insanın da seni sevdiğinden eminsen elinden gelen her şeyi yapmalısın, diye düşünenlerdenim. Belki de tam olarak bu sebepten; terk edişleri, ihanetleri, ayrılıkları, kavuşmaları, yalanları vs vs o kadar gerçekçiydi ki tüm bunları normal hayattaki insanlarda gördüğüm zaman da inanılmaz sinirlendiğim için üç karaktere de zaman zaman çok kızdım, zaman zaman çok üzüldüm...

Spoiler vermek istemiyorum ama kitapta çok güzel noktalar var; hiçbir şeyi gözden kaçırmadan okumanız ve noktaları birleştirmeniz gerekiyor bazı yerlerde...

Neyseee şimdi sırada Tehlikeli Kızıl var.
Okuyalım, görelim! 💃💃

Puanım: 4/5
Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın. Kalbinizden sevgi, elinizden kitaplar eksik olmasın!

Kocaman Sevgilerimle,

2 Nisan 2017 Pazar

İstanbul'lu Bloggerlar Bodrum'u Keşfe Çıkarsa! ~~

Selamlar Millet!!!
Uzuuunnnn zaman sonra gezip tozdum tarzında bir yazıyla geldim! Yehhhuuu. Biliyorum bazılarınız (örneğin; sevgili ruhsuz atmaca) gezi yazılarımı daha çok seviyor o yüzden bu yazı onlara ithaf olsun! (:
Efenim birçoğunuzun hafta sonu paylaşımlarından ötürü bildiği üzere eski İstanbul'lu şimdilerin Bodrum'lu bloggerı olan ben, blogger dostlarımdan Ali Çalışkan, Hamiyet Akan ve Sercan Çerikci'yi misafir ettim. Buraya geldiğimden beri gezip tozmaya pek vaktimin ve hevesimin olmadığı birçok yeri gezdik, cici insanlarla tanıştık ve daha neler neler! :)
Gezi yazılarımı fotoğraflarla süslemeyi severim, biliyorsunuz. O yüzden buyurunuz efenim, fotoğraflar konuşsun! :)
Hamişim ve ben ilk iki günü kız kıza dedikodularla geçirdik.
Cumartesi günü Ali ve Sercan da bize katılınca ekip tamamlandı! (:
Yazıma geçmeden minik bişicik söyleyeyim; Starbucks'taki CAN! Sanırım o gün bizim hem çılgın olduğumuzu düşündü hem de sayemizde aldığı övgülerle baya mutlu oldu! (:
Diğer çocuğun adını hatırlamıyorum- Hamiş hatırlıyorsan söyle yazalım- Hamişle birlikte çıkmadan bir tuvalete girelim saçımızı, başımızı düzeltelim falan dedik ama bir de ne görelim? Ortalıkta ne tuvalet kağıdı var ne de sabun. Eh biz de doğal olarak çalışan arkadaşlara seslendik ve adını hatırlayamadığım arkadaş ben moladayım deyip bir odaya girdi, tabii kapıyı çarpmayı da ihmal etmedi! O sırada kurtarıcımız Can ortaya çıktı. :) Sabunluğu doldurmakla kalmadı bize o saygısız arkadaşın adını söyleyip şube müdürünü degösterdi. Biz de durur muyuz? Hemen müdüre gittik. Can'ı ayın elemanı seçin, diğer arkadaşın da bir kulaklarını çekin, dedik. Belki bazılarınız bu davranışımıza kızacaktır ama bence -bizce- yapılması gereken buydu. Molaya çıkıyor da olsa bir insanın karşısındaki insanın suratına kapı çarpmaya asla ama asla hakkı yoktur. Hele ki bu insan bir anneyse!

Neyseee tatsız şeyleri geçelim!
Öncelikle buraya geldiğimden beri ilk defa Bodrum'a indim. İlk gün hem merkezde gezip esnafla kaynaştık hem de Bodrum Kale'sini gezdik. Kalenin manzarası harika. Aşağıdaki fotoğraf benim bakışımdan, Sercan'ın Niko'nu ile çekilenler :)
Bu görmüş olduğunuz yere giremedim ben çok korktummmmmm *-*
Ama Ali ve Hamiş çok cesurdu -_-
Ah bu eşek sıpasının güzel bir pozunu yakalamak için az mı koştum peşinden! Hem de korkudan öle öle :D :D 




Tosbikimmmm seni alıp eve getirmeyi ne çok istedim! *-*




Tatlış ablişimle ben (:



Gezdik tozduk tabii sonunda acıktık! Veee Hükümet Sokak'ta Hadi Abi ile 40 yıllık hayat arkadaşı Elif Abla'yı bulduk. Tabii bir de misler gibi mantı ve çiğ börek! *-* Yolunuz düşerse bence mutlaka uğrayın (:

Sokak ortasında n'apıyoruz biz? :D




Gelelim pazar gününe (: Zeki Müren'in müzeleştirilen evini gezdik, devasa topuklu ayakkabıları beni şok etti! *-* Buyurunuz fotoğraflar karşınızda :)
O devasa topuklu ayakkabıları snap olarak atmışım ve telefona kaydetmeyi unutmuşum. O yüzden ne yazık ki paylaşamıyorum... Ama bakınız bendeniz karşınızdayım :P :)

En son Gümüşlük'e gittik. Nedensizce burada en sevdiğim yer, Gümüşlük. Huzur veriyor bana <3
Tipime bak ya! :D
Manzaranın mükemmeliği <3
İnanın aşağıdaki fotolarda ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz! :D
Nil Karaibrahimgil de kimmiş? Karşınızda özgür kız Aslı! :)

Çok güldük, çok eğlendik. Boş caddelerde şarkılar söyleyerek dolandık! Unutulmaz, güzel zamanlar geçirdik! Ve ne yazık ki hafta sonu gelip geçti... Ali ve Hamiyet şu anda İstanbul'da. Sercan ve ben birlikte bir iki gün daha geçirdik. Bir iki fotoğraf daha gelecek yani. Ama şu an ben evimdeyim, tek başıma yazımı yazıyorum sizler için. Sercan da çok sevdiği Alanya'ya döndü, dün akşam...


Hayır hayır Starbucks'tan reklam parası almadık! :D
Son olarak eğlencelikli Boomerang'lar ve videolar gelsin, bu yazı da burada bitsin. :)



Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın. Huzur, mutluluk, sevgi hep sizinle olsun!
Kocaman Sevgilerimle,