16 Nisan 2014 Çarşamba

İstanbul'un En Büyük Aşkı ~~

Selamlar,
Bugün kahve fincanımın öyküsünü anlatacağım size.
Ne alaka yaaa dediğinizi duyar gibiyim. Valla ben de ne alaka olduğunu bilmiyorum ama içimden geldi öyle kahvemi içerken bir andaaa (:
İşte buyrunn size Kız Kulesi ile ilgili hikayeler;

1. Yılanlı Hikaye:
(Benim kahve fincanımda yazan da bu)
Bizans imparatorunun bir kızı olur. İmparator buna çok sevinir ve kızının doğum gününü, ülkesinde bayram ilan eder. Her yıl, prensesin doğum günü bayramı görkemli bir şekilde kutlanır.
İmparator, bilginlerinden, kızının tahta hazırlanması için eğitilmesini ister. Fakat bilginlerin en yaşlısı, imparatora, kızının on sekiz yaşına basmadan bir yılan tarafından sokularak öleceğini kehanet eder. Bunun üzerine imparator, denizin ortasındaki küçük bir adacık üzerinde yer alan kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir.

Böylece yıllar yılları kovalar ve günlerden bir gün güzel sultan ateşlere düşüp hastalanır. Ülkenin en ünlü hekimleri zor bulurlar devasını. Sevgili sultan yeniden sağlığına, mutluluğuna kavuşur. İyileşmesini kutlamak için armağanlar yağmaya başlar kuleye. Yaşlı bir köylü kadında bir sepet üzüm getirir genç sultana. Meğer üzümlerin içinde bir küçük yılan varmış, sepetinden çıkan yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır.

İmparator, kızının ölümüne çok üzülür ve kaderden kaçılamayacağını anlar. Kızı toprağa gömülürse, yılanlara yem olacağını düşünerek, prensesin cansız bedenini mumyalatıp pirinç bir tabuta koydurur. Tabutun da Ayasofya’nın yüksek duvarlarından birinin üstüne yerleştirilmesini emreder. Böylece, kızının hiç değilse ölüsünün yılanlardan korunacağını düşünür.

Bugün, bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, prensesi, ölümünden sonra da rahat bırakmadığı anlatılır.

2. Ovidius’un kaydettiği bir aşk hikâyesi:
Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikâye, Hero’nun kuleden ayrılmasıyla başlar.
Hero, Afrodit’in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır. Yıllar sonra Afrodit’in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Delikanlının ateşli ve hüzünlü bakışı Hero’yu etkiler. İki aşık, yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi, bu kısacık zaman diliminde, kalplerinin artık başka bir insan için çarpmayacağını anlarlar. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros’un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar.

Kız kulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros’un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde Hero’nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros, Boğaz’ın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kız kulesi’nden boğazın sularına bırakır.

Eveettt işte tümmm İstanbul'un aşık olduğu şiirlere konu olan o Kız Kulesinin hikayeleri hep böyle hüzünlü..

Umarım hiç biriniz yasaklanmış bir aşka düşmezsiniz -düşmeyiz-!

Veee kaderin önüne geçilmez bir şey yazılmışsa alnınıza silemezsiniz der sözlerimi sonlandırırım efenim :)

Sevgilerimle,
Tepkiler:

8 yorum:

  1. Kız kulesinin fotoğrafını görmek bile insanın içini açıyor hikaye böyle hüzünlü olsa bile. Bu hikayeleri daha önce duymuş/okumuştum ama hafızası çok sağlam olmayan biri olarak yeniden okumak iyi oldu :) Bu arada kahve fincanın harika :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Revnak
      Kesinlikle katılıyorum! Çok severim ben de kız kulesini.
      Kahve fincanımı beğenmene sevindim :)
      Sevgiler

      Sil
  2. Günaydın:) Ben ikinci hikayeyi biliyordum ilkini duymamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir hayal kur
      Aynı durumdaymışız :)
      Sevgiler

      Sil
  3. Kupa ve altlığı çok yaratıcıymış, çok beğendim. :D
    2. hikayeyi bilmiyordum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alicim
      Beğenmene sevindim :)
      Ben de ilkini bilmiyordum :) fincan altlığında okuyunca araştırdım :)

      Sil

İlk fırsatta cevap vereceğim!.. (:
I will reply your comment as soon as possible! (: