4 Nisan 2016 Pazartesi

Karar Kimin - Tiyatro Akla Kara ~~

Selamlar!! (:

Bu defa farklı bir paylaşım ile karşınızdayım. Çok sevgili blogger dostlarımdan Şerife ablamın (Begendim Paylaştım) daveti ile dün çok güzel bir oyun izledim. Öncelikle oyun hakkındaki genel bilgileri paylaşacağım, sonra da kişisel düşüncelerimi.

Oyunun Konusu: Ken Harrison bir trafik kazası sonucu boyundan aşağısı felç olmuş bir heykeltıraştır. 6 ay hastanede geçen bir süreden sonra iyileşme umudu olmayan Ken hastaneden taburcu edilmek ister. Hastanenin başhekimi Dr.Emerson ise hastane dışında Ken’in yaşayamayacağını dile getirerek bu karara karşı çıkar. Bunun üzerine Ken bir avukat tutarak hastaneye karşı dava açar. Mahkemede yargıç her iki tarafı da dinledikten sonra kararı toplum jürisi koltuğunda oturmakta olan seyirciye sorar. Jüri’nin vereceği karara göre oyunun sonu ya Ken Harrison’ın kendi isteğiyle hastaneden çıkmasıyla ya da Dr. Emerson’ın onu zorla hastanede tutarak yaşamaya zorlamasıyla bitecektir.

Finale siz karar vereceksiniz ve belki de kararınızı ilk kez bu kadar sorgulayacaksınız…
Kendinizle yüzleşmeye hazır olun!

Yazan : Brian Clarke

Çeviren : Savaş Özdural
 
Yöneten : Atilla Şendil

Yönetmen Yardımcısı : Ozan Dağara, Adem Türker

Işık : Yüksel Aymaz

Kostüm Tasarım : Pelin Turancı

Oyuncular :
  • Savaş Özdural, 
  • Hakan Altuntaş, 
  • Pelin Turancı, 
  • Fatih Gülnar, 
  • Ilgın Angın, 
  • Arzu Akın, 
  • Adem Türker, 
  • Mehmet Güler, 
  • Tanju Yıldırım, 
  • Buket İrtem, 
  • Gülnur Badakal


~~
Oyunu izlemek için salona girerken herkese bir kağıt veriyorlar. Bu kağıdın bir yüzü yeşil diğer yüzü ise kırmızı...
Sergilenen oyun sonunda Hakim dönüp tüm izleyicilere soruyor, "Sizce Ken'in hayatı ve geleceği ile ilgili bu konuya Dr. Emerson'ın mı karar vermeli yoksa Ken mi?" diye.
Ben, her ne olursa olsun belli bir yaşın üzerindeki herkesin kendi kararını kendi hür iradesi ile vermesinden yanayım. O yüzden de hiç tereddütsüz YEŞİL tarafı göstermiştim.  Ama... Biraz düşününce içi burulmuyor değil insanın... Hani sanki Ken'in yaşamasını sağlayabilirdik de yapmamışız gibi gelebiliyor ama asıl konu öldürmeyi ya da yaşatmayı seçmek değil, asıl konu, o şekilde yaşamayı Ken'in isteyip istemediği...
Yıllarca parmak uçları ile bir harca can veren birinin tamamen felç olup bütün ömrünü bir yatağa ve kendisine bakacak olan hasta bakıcılara bağlı yaşaması kolay mıdır? Eğer o kişi bu istemiyor ise zorlamaya hakkımız var mıdır? Hayat gerçekten de her şeye rağmen devam ediyor mudur?

Bence çok zor...

Çok severek okuduğum Senden Önce Ben adlı kitabın sonunda da oturup ağlamıştım, neden vazgeçti, nasıl ölmek ister diye... Ama, "O kişinin yerinde ben olsam, ben yaşamak ister miydim?" diye sorunca kendime cevabım hep "HAYIR" oluyor. O halde sevgimizin bizi bencilleştirmesine izin vermemeliyiz. Yalnızca o kişiden kopmamak adına onu acılarla ve hüzünle yaşamaya mecbur etmemeliyiz... Belki de...

Çok güzel bir oyundan sonra, konuşulacak çok da güzel şeyler oluyor... Ama ben içimden geçenleri yazmaya devam edersem bu yazı uzar da uzar :)

Bu güzel davet için Şerife ablama tekrar çok teşekkür ederim.

Ve tabi ki Cağaloğlu İki Lions Kulübüne sonsuz teşekkürler! Kendileri, eğitime katkı nedeniyle düzenlemişler Ak'la Kara'da sergilenecek olan "KARAR KİMİN" oyununu...
O yüzden belki de her şey çok, çok daha güzel, daha özel hissettirdi bana. Eğitim için yapılan her şey o kadar değerli ki. Bu kocaman kalpli insanlarla tanışmış olmak, böyle güzel bir etkinlikte yer almak beni çok mutlu etti. Gurur duydum...

Hepinize tavsiyemdir, bu oyunu mutlaka ama mutlaka izleyin! Ve bir karar vermeden önce gördüğünüzün dışında da bir sonucu olabileceğini unutmayın. Karar Sizin!

Aşağıya birkaç fotoğraf da ekliyorum, çeken ve bana da gönderen arkadaşlara teşekkür ederim :)









Yeniden görüşünceye dek kendinize çokkkk iyi bakın...

Kocaman Sevgilerimle,

MyReal


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlk fırsatta cevap vereceğim!.. (:
I will reply your comment as soon as possible! (: