30 Nisan 2013 Salı

Fotoğrafçılık Duygularım Kabarırsaa!!

Uzun zamandır elime bir makine alıp fotoğraf çekemedim. O kadar çok özlemişim ki...

Sayfalarda gezinirken Canon 600 D'yi görünce ve yeni blog arkadaşım deep'le yorumlaşırken özlemim iyice arttı. Ben de züğürt tesellisi misali eski çektiğim fotoğraflarıma baktım tekrar tekrar...

Ve hazır fotoğrafçılık duygularım kabarmış bari birkaçını da sizlerle paylaşayım dedim.

Fotoğraflarımın bir çoğu telefon çekimi olduğu için ne yazık ki istediğim tadı vermiyor ama her şeye rağmen fotoğraf çekmek çok güzel ve huzur veren bir şey.

Eğer bir şeylerden kaçıp ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız yapmanız gereken şey odaya kapanmak değil elinize bir makine almak ve sokağa çıkmak....
Eeee boşuna dememişler "Sokakta Hayat Var" Gerçekten var buna inanın ve bir deneyin haklı olduğumu göreceksiniz... =)

Önce Çanakkale'den Birkaç Kare...






 Şimdide Bana En Çok Huzur Veren Deniz&Gökyüzünden Kareler...






Bu arada bana mankenlik eden biricik arkadaşıma da burdan tekrar teşekkür ederim =)




Unnielerim & Ben-- Nostalji

Geçenlerde bilgisayarımı taradım, düzenledim, fotoğraflarımı yedekledim falan ve bakın hangi fotoğrafları buldum (:

İlk defa rehberlik edip buluştuğum Koreli unnielerimle olan fotoğraflar =))
Jieun Unnie ve Sunny Unnie ayrıca Kore fanı sevgili iki arkadaşım.. veee haylaz kardeşim.

Birlikte çok güzel vakit geçirmiştik.. Eminönü'nde buluşup birlikte bizim deyimimizle Lahmacun unnielerimin deyimiyle "Rahmacun" yedik (:



Ondan sonra birlikte Miniatürk'e gittik.. 


Giriş biletlerimizi bile saklamışım, hala çekmecemde duruyorlar.. Tanrım delirmiş olmalıyım 2 yıl saklanır mı bir bilet :D
İşte şirinlik abidesi, çok yakın iki arkadaş olan unnielerimmmm ve ben (:

Bu arada o zamanlar ne kadar çirkinmişim öyle :P

İstanbul'dan sonra bir çok şehri hattaa birçok ülkeyi gezen sevimli ve şanslı unnielerimmmm =)


Umarım bir gün ben de sevgili Kore fanı dostum hatta dostlarımla birlikte Kore'ye gidebilir unnielerimle tekrar vakit geçirir ve hayallerimin şehri Seul'u görebilirim.

29 Nisan 2013 Pazartesi

I am Sorry I Love You

Türkçe versiyonunun çekildiği çok çok çok gözyaşı dolu olan bir Kore draması: I am sorry I love you..
Daha önce bir iki kez bu diziyi izlemeye niyetlendim hatta ilk bölümünün bir 20 dakikasına kadar falan izlediğim de olmuştu ama bir türlü başlayıp sonunu getirememiştim..
Geçenler de annem TV de Türkçe versiyonunu görünce bak bu diziyi senin çekiklerden esinlenerek yapmışlar çok güzelmiş Korecesi falan dedi. Ben de hemen netten araştırdım ve "I am sorry I love you" adını görünce şaşırdım ve amann çevire çevire bunu mu çevirmişler dedim...
Sonra facebook sayfama girdim baktım benim admin arkadaşlar da bu dizi hakkında konuşuyor hatta neredeyse tüm sayfaların adminleri ve üyeler bu dizi hakkında konuşuyor...
Kendi kendime şaşırdım Allah Allah bu kadar mı güzel bir dizi diye düşünmeye başladım ve sayfamdaki admin arkadaşımın oluşturmuş olduğu albümü ve replikleri inceledim ve bir iki replik beni çok etkiledi.

Buna Benzer Bir Duayı Ne Kadar Çok Yapardımmm :(

Sanırım duanın etkisiyle hemen diziyi izlemeye başladım ve 3 gün de son bölüme kadar geldim ama hala son bölümü izlemedim, izleyemedim...

O kadar saf o kadar güzel bir aşkı var.. Ve hayat ona o kadar acımasız davranmış ki mutsuz bir sonu hak etmiyor diyorum kendi kendime.. Ama herkes dizinin gözyaşlarıyla son bulduğunu söyledi.. O yüzden bu dizinin son bölümünü izlemeyi düşünmüyorum..


Mutsuz sonlardan hoşlanan yönetmenlere inat ben bu acı dolu hayatı olan adama çok güzel bir gelecek kurdum kendi düşünce dünyamda...
Ne dersiniz iyi etmişim öyle değil mi??  =)


Sevgilerimle;
MyReaL

25 Nisan 2013 Perşembe

Kuzenlerle Ayasofya Gezisi & Çekik Gözlü Tatlı Ahjumma

Uzun zamandır hiç bir şey yazamadım çoookkk monoton ve sıkıcı günlerdi. Ama hafta sonu kuzenimin ödevi için Ayasofya'ya gittik.Çok eğlenceli ve güzeldi her tarafta çekik gözlü Asyalılar varken nasıl güzel olmasın :)
Neysee biz böyle Ayasofya'nın içinde boş boş gezinip fotoğraflar çekerken bir baktık çekik gözlü şirin ahjumma fotoğrafımızı çekiyor :)))
Kuzenim hemen yüzünü saklayınca ahjummanın arkadaşlarından biri, neden yüzünü saklıyorsun gülümse, dedi  biz de ahjummaya poz verdik hep birlikte ve ahjummayla konuşmaya başladık.
Sorular sorular sorularrrr :)
Önce ahjummadan geldi klasik sorular: Türk müsünüz?? İstanbulda mı yaşıyorsunuz??
Evvveettt cevabına karşılık çok şanslısınız burası çok güzel bir şehir bila bila
Eee ahjumma sen nerelisin?? Tayvannn =))
Evett  bu tatlı hareketli ahjumma Tayvanlıymış üstelikte  tam 64 yaşında yani benim ananemle  aynı yaşta :D
Ama benden daha dinamik daha genç kıpır kıpır yerinde duramayan bir ahjumma :))

Neyse böyle konuşa konuşa yürürken ahjumma bizden bir poz daha istedi hep birlikte tekrar fotoğraf çektirdik.
Telefonumla çekilmiş kalitesiz bir fotoğraf :P

3 Nisan 2013 Çarşamba

Taisetsu na Koto wa Subete Kimi ga Oshiete Kureta-- Bildiğim Her Şeyi Bana Sen Öğrettin




Bir kaç gündür bu diziyi izliyorum.. Kendisi bir Japon dizisi.. Öyyyleee çok hareketli, delidolu bir dizi değil.. Aksine gözyaşları, ayrılıklar hüzünler var, yaniii bu ara sahip olduğum ruh halini çok iyi yansıtıyor..



Başrol yakışıklımız bu aralar en büyük gözdem :) kendisi bu dizi de bir lise öğretmeni ..
ahh ahh bizim liselerdeki öğretmenler böyle olsa eminim bütün derslerimiz 5 olurdu :D
Neyseee böyle yakışıklı olmakta başa bela tabii. Bu yakışıklı öğretmene bir öğrencisi aşık oluyor.. Hem de ne aşıkkk...
Yakışıklı öğretmenimizin aynı lisede okuduğu, şu an birlikte öğretmenlik yaptığı bir sevgilisi var ve 6 ay sonrası için evlilik planları yapıyorlar..

Ama bir sabah bu yakışıklı öğretmen uyandığında yatağında genç bir kızın olduğunu görüyor.. Tamamennn aptallaşıyor :D Çünkü geceye dair hiç bir şey hatırlamıyor... Anahtarı kıza verip evden kaçıyor , okula gidiyor, dersin ortasında bir öğrenci sınıfa giriyor.. Bu öğrenci sizce kim olabilir???
Eveeetttt geceyi birlikte geçirdiği kızzz... İşte dizi böyle başlıyor.. Bakalımm sonunda neler olacak :D

İşteee Benimmm Yakışıklımmmmmm (:

İşte Başroldeki Cadımız :P


Bu kıza bayılıyorum her şeye rağmen gülmeyi nasılda başarıyor. Tebrikler!! Sanırım hüzünlü olduğu tek an bu karede =)


 Vee garip çiftimiz =)



23 Mart 2013 Cumartesi

Lovesick --- Tayvan Yapımı Romantik Komedi

Dün yine bir film izledim ve çok beğendim.. Çok komik, çok güzel bir aşk filmi - Lovesick yaniiii Aşk Hastası... ahh ahhh hangimiz değiliz ki =)


Film Tayvan yapımı bir romantik komedi tabi ki de =)
Başrol kadın oyuncumuzun adı Ariel Lin ve Ariel lisedeki ilk aşkı tarafından çok kötü aşka küstürülüyor (tıpkı ben gibi =) ). Ve bir daha aşık olmayacağına dair yemin ediyor.. Ta kiiii yakışıklı doktorla karşılaşana kadar karşılaşma anı da işte aynennn böyleee... 







O andan itibaren Ariel kendine ve tüm kadınlara yakışıklı doktorumuzun mükemmel olmadığını ispatlamaya çalışır ve kötü yönlerini ortaya çıkartmaya çalışırken iyi yönlerini keşfeder ve ona aşık olmaya başlar.. ve ve ve izleyin siz görünnnn (:




Mutlu Sonlara Bayılırımmmmm =)

                 


22 Mart 2013 Cuma

Geçen Gün İzlediğim Bu Filme Bayıldımmmmmm - Koizora - Gökyüzü Aşkım

Geçen gece uyku tutmadı canım sıkılıyordu. Ben de dedim bari bir film izleyeyim.. Ve başladım Asya dramaları incelemeye ve Koizora - Sky of Love adlı bir film dikkatimi çekti hemen araştırdım internetten ve bunun aslında dizi olduğunu daha sonra da filminin çekildiğini öğrendim. Dizi izlemek uzun süreceği için filmi indirip izledim ben de...
Veeee filme bayıldım... Tanrım ben de böyle bir AŞK istiyorumm... Evet sonu hüzünlüydü yakışıklı prens ölüyor ama o kadar masum o kadar içten o kadar güzel seviyor ki kızı.. Yalnızca bir kaç gün bile olsa böyle samimi bir şekilde sevilmek dünyanın en güzel şeyi olsa gerek..
Umarım bir gün hepimiz bizi böyleeee gerçekten seven bir erkekle karşılaşırız kızlar...
Veee tabi ki böyle yakışıklı  =)

İşte diziden bir kaç kare...

Aşkına Gökkuşağı Oluşturuyor =)


Yüzükkllleeerrrr =)

Veeee birbirinden güzel kareler =)



Allllaahhhh'ııımmm Bu Nasıl Bir Tatlılıktırrrrrr =))










15 Şubat 2013 Cuma

Japon Arkadaşım Yoshi ile Geçirdiğim Mükemmel Zamanlar..

Kore delisiyim ama geçenlerde üye olduğum bir sayfada Japon birinin profilimi ziyaret ettiğini gördüm ve ben de onun profilini inceledim bir de baktım profilinde yakında İstanbul'a gidiyorum yazıyor.
Ben de hemen selam verdim arkadaşa klasik bir mesaj attım. Ondan sonra birkaç kez daha mesajlaştık ...
En son geçen hafta kendisine kakaotalk ya da whatsapp kullanıp kullanmadığını sordum ve o da hemen numarasını verdi. Ve İstanbul'a gelmek üzere yola çıktı =)
Pazar günü buradaydı ama bana buluşalım falan demediği için ben de çekindim ve ona direk hadi buluşalım diyemedim. Sonuçta ilk adımı erkek atmalı öyle değil mi :D
Neyse pazar günü bütün gün whatsapp üzerinden konuştuk bunun buluşalım dememesinin sebebi aslında pazar gününü dinlenerek geçirmek istiyor olmasından kaynaklanıyormuş.
Ve bana yarın işe gitmek zorunda mısın Aslı deyince ben sevinçten deliye döndüm ama işe de gitmek zorundaydım :(
Neyse iş çıkışıma yakın aklıma bir şey geldi söyleyip söylememe konusunda çok kararsız kaldım ama sonunda dayanamayıp Yoshi ben işten izin alamadım ama sen Cevahir'e gelebilir misin tek başına dedim ve o mükemmel cevabı aldım. "Sure I Can!" Veee Yoshi benimle buluşmak üzere yola çıkmıştı.. Hem çok mutluydum hem de ya kaybolursa n'apcak çocuk buralarda diye de düşünmeden edemedim.
İş çıkışında hemen Cevahir'e gittim ve onu beklemeye başladım. Yaklaşık 25 dakika kadar :/
Tam gelmeyeceğine kanaat getirmiş eve gitmek için Cevahirden çıktım merdivenlere yöneliyordum ki bir Aslı! demesin mi? Allah'ımmmm nasıl mutlu oldum nasıl mutlu oldum anlatamammmmmm..
O çekik çekik gözleri, tatlı yüzüyle bana bakıyordu. Nerelerde kaldın diye hesap sormaya bile kıyamadım =)
Neyse içeri girdik tekrar ve Yoshi daha selam vermeden ben çok açımm demesin mi?=)
Tamam dedim ne yemek istersin? Tabi o da haklı olarak Türk yemeği dedi.. Lahmacun yemek istediğini söyledi. Ve Hacıoğluna gittik.
Eee tabi birazda hava atmak lazım di mi? :P Hemen facebook profilimden etiketledim :)

Yoshi lahmacunu yerken tek tek beni taklit ediyordu görmeniz lazım ben ne yapıyorsam o da onu yapıyor neredeyse benimle birlikte yutkunuyor diyebilirim :)
O kadar tatlıydı ki ayranı içince yüzünde oluşan ifadeyi görmeniz lazımdı. Hele birde hacıoğlu ve lahmacun deyişi yok mu =)
Neyse Cevahir'de otururken bir arkadaşımdan mesaj geldi Taksim'de kurstayım siz de buraya gelin lütfen diye. Ben bir saate bakıyorum bir Yoshi'ye bakıyorum eve gitmem lazım ama onu da bırakmaya gönlüm el vermiyor.. Kafamın içinde düşünce fırtınaları kopuyor :D 
Veee tabi ki Yoshi'yle olmak daha ağır bastı ve metroyla Taksime geçtik. 
Umarım buraya gelene kadar sıkılmamışsınızdır. Çünkü;
 Macera Şimdi Başlıyor.... 
Yoshi'ye kestane alıyoruz =) Kestaneciniz Yoshi Hori!!! =)

Yoshi İspanya'dayken de kestane yemiş ama bunu daha çok sevdi sanırım.. Bol bol kestane yedi çünkü =)
Hattaaa ona midye bile denettim :D ohh Aslı what is it? deyişleri süper hele ki Türkçe ilanları okuyuşu çok çok çok şirin =)

Veee ardından Taksim Kültür Cafe'deyiz =)
Veeee Yoshi Nargile İçiyorrrrr !!!


Ahhh canım arkadaşım benim nasıl da öksürdü nasıl da öksürdü.. Ama gecenin sonunda hepimizden iyi içmeye başlamıştı. Hatta elinden hiç düşürmedi giderken sana bunu da alalım mı diye espriler bile yaptık =)
Ve "sahlep" kışın içmeyi en çok sevdiğim içecektir beni tanıyan arkadaşlarım bilir. Yoshi'ye de denettim ve çok sevdi. Ama arkadaşlar söyler misiniz sahlebin içinde ne varrrr :D ahhh bu soru karşısında neye uğradığımı şaşırdımmm.. Yıllardır içerim ama nasıl yapıldığını neyden yapıldığını hiç merak etmemiştim açıkcası =)

Vee cafeden çıktık tekrar Taksim yollarında yürüyoruz metrodayız ve feniküler ile Kabataş'a gelmiş bulunmaktayız.. Ayrılık çanları çalıyor :(
Hoşçakal Yoshi seni özleyeceğim...

Ve çalan telefonla kendime gelmem yalnızca 10 saniye sürdü. Çünkü arayan babam ve saat 23:30!!! Amannnn Allah'ım bu zaman nasıl bu kadar hızlı geçmiş olabilir :)

Neyse apar topar ceplerdeki son paralarla taksiye atlayıp eve geldik..
Ertesi gün hasta olduğum için işe gidemedim ve yine whatsapp tan Yoshi ile konuşuyoruz saat 17:20
Ben: Yoshi! I want to say something to you but i cant.. (Yoshi sana bir şey söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum)
Yoshi:Why?? Tell me! (Neden? Anlat!)
Ben: Ohh Yoshi Can you come my home for dinner?? (Yoshi akşam yemeği için benim evime gelebilir misin?)
Yoshi: Sure! Why Not? (Elbette! Neden Olmasın...)
Not:İngilizcem berbattır arkadaşlar yanlışlarımı görüp eleştirmeyin lütfen =)

Veee işte Yoshi'den gelen ve beni hasta yatağımda havalara uçuran cevap =) Yoshi geliyor hem de benim evime.. Ama çok önemli bir sorun var annem ve babamdan hala izin almadımmmmmm...
Hemen hasta şeker kız olup "annneccimmmmm hani ben dün bir arkadaşımla buluştum yaaaa.."
'eeeeee ..' "İşte o bize gelse akşam yemeğini birlikte yesek sizinle de tanışsa ne güzel olur di mi?????"
annemin ateşi yükseldi galiba bu kızın bakışı =) veeee babam aranır.. vee onay alınır..

Yoshi'yi bekliyorummmmmm 
Hemen yatağımdan kalktım ve Yoshi için mantı yapmaya başladım =)
Herşey çok güzel , yemekler hazır Yoshi için özel Aslı yapımı mantı ve browni de hazır bekliyor.. =)
Sıra geldi durağa gidip Yoshi'yi almaya =) Yoshi otobüsten inerken:
"Hey Yoshi! I am here... " dedim vee Yoshi ile birlikte otobüsten inenlerin bakışlarııııı üzerimdeydi :D

Bizim evdeyiz sofralar kuruldu yemekler yeniyor. Yoshi bana yemek çubuklarını nasıl kullanacağımı öğretiyor. Bütün herkes bizi izliyor :) Herşey çok güzel.. Ailem tek kelime İngilizce bilmiyor Yoshi Türkçe ama ortam mükemmel birbirlerine bir şeyler anlatıyor hattaa bol bol gülüyorlar ilginççç :D
Vee TV de maç saatii.. Real Madrid mi? Barcelona mı? Messi mi? Ronaldo mu? Abim ve Yoshi'nin tarzanca muhabbeti =)

Vee Turkish Tea (:
eee bilirsiniz genel olarak bizlerde yemekten sonra bir çay içilir. Ellerimle Yoshi için çay yaptım... Aaaa unutmadan brownilerimiz de var
Ve Yoshi fındıkla tanışıyor.. =) Ona o kadar ilginç ve güzel geldi ki annem bir torba dolu hazırlayıp ona verdi.
Giderken herkese tek tek tişekur ederim tişekur ederim dedi ama çok tatlıydı.
Veee abimden beklediğim şeyyy Yoshinin önünde eğilip Hoşçakal Yoshi-- Sözüm Ona Japon Selamı Veriyorrrr :)
Hepimiz başladık mı kahkaha atmaya ... Durağa yürürken bile hala gülüyorduk =)
Otobüs geldi ve Yoshi ile vedalaştık..
O şu anda evinde tabi ben de öyle ama bir gün mutlaka Japonya'da ya da tekrar Türkiye'de karşılaşacağımıza inanıyorum.. Onunla birlikte çok güzel zamanlar geçirdim asla unutmayacağım..
Umarım sizler de okurken sıkılmamış ve benim yaşadığım mutluluğu biraz olsun hissetmişsinizdir.
Şimdilik Hoşçakalın <3


10 Şubat 2013 Pazar

Japon Sergisi & Çin Restaurantı

Geçen Hafta Canım Arkadaşlarımla Süper Bir Gün Geçirdik!!
Ben ve birkaç arkadaşım önce Taksim Japon Konsolosluk'undaki Japon Sergisine gittik. Çok güzel fotoğraflar çektik, Pikachu'yu gördükkkkk =)) (Yayınımın devamında tek tek fotoğrafları yayınlayacağım..)
Hello Kitty'li genç odasına bayıldıkk... Ahhh ben de öyle bir oda istiyorummm vallaa =))


İşte Pikachu & Biz



Sergiden Birkaç Kare Daha




Veeee işte Hello Kity'li Oda =))






Ardından Taksim'deki Edo Fashion'a gittik. Çok güzel Japon ürünleri ve dergileri vardı orada. Benim en büyük tutkum Kore'dir biliyorsunuz. Ama arkadaşlarım tam bir Japonya-Japon tutkunu =)
Dergilerde yakışıklıları gördükçe çığlıkları kopardılar. O anları video olarak çektim ancak arkadaşlarım izin vermediği için yayınlayamayacağım ama inanılmaz komik ve güzel anlardı. Çok çok çok güldüm o hallerine :D



İşte Edo Fashion'da en çok beğendiğim şey... Kendisi bir kumbara ve yalnızca 240 TL'cik :D



Kalpli Gözlüğü Görünce Dayanamadım :D Yerdeki Geleneksel Terlikleri Görebiliyor Musunuz? =)


Veee Sıra Geldi Çin Restoranına =)

Oohhh bütün yemekler çok çok çok lezzetliydi. Yediğimiz yemekleri tek tek sayacağım umarım okurken canınız çekip bana kızmazsınız :)

Sultan Ahmet'te yer alan Chang Cheng Restaurant'a gittik. Yemekler çok temiz ve çok lezizdi. Buranın dışında bir kaç Çin-Japon restoranına daha gitmiştim ama burası gerçekten çok temiz ve güzeldi. Fiyatlar da gayet uygundu. Veee yan masalarda bir sürü çekik vardı =)
İşte Soframızda Olanlar:
  • Yosunlu Yumurtalı Çorba
  • Çin Böreği
  • Kızarmış Çin Mantısı
  • Haşlanmış Çin Mantısı
  • Çin Soslu Dana Etli Patlıcan
  • İstiridye Soslu Çin Mantarı
  • Çin Soslu Tavuk
  • Etli Nodel
  • Sade Çin Pilavı
  • Çin Çayı =)




Son olarak güzel bir çin çayı içerken (:
Bütün yemekler birbirinden güzeldi. Hele Çin Soslu Dana Etli Patlıcana bayıldım bayıldımmmmmm =)
Böyle güzel bir günü tekrar yaşamak dileğiyle ... Şimdilik Hoşçakalınnnn <3