7 Haziran 2024 Cuma

Anne Oğul Gezmelerimiz I ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum! 

Canım oğlum resmen büyüyor ve buna şahit olmak çok güzel biliyor musun?! 😍

Mesela artık bebek arabasını istemiyor, anne yürüyelim diyor, otobüse binelim, vapura gidelim gezelim hattaaaa biz seninle takılalım baba çalışsın boşver işleri diyor! Allahım çıldırıyorummmm 🤩

Resmen gezmeci annenin gezmeci çocuğu ayy ne güzellll 🥳

Bu yazımda yapmayı en çok sevdiğimiz vapur turumuzu paylaşacağım. Sonrakinde de Nezahat Gökyiğit'i düşünüyorum ama kim bilir onu ne zaman yazarım :) 

~~

Alper Murat'ım da tam olarak anne ve babası gibi deniz aşığı bir çocuk.
-daha 5/6 aylık falandı denize ilk girdiğinde amannn ne tepkiler almıştık büyüklerden, tövbeler tövbesiii,(fırsat bulursam o zamanları da paylaşacağım)-
Bu beni inanılmaz mutlu ediyor! Tabi bazen zorluyor da zira kışın ortasında denize giremeyiz dimi? :)
Henüz deniz ısınmadığı için yüzemiyor olsak da vapurla gezmek de çok hoşumuza gidiyor. Biz de Üsküdar'dan ya da Kadıköy'den Eyüp Sultan vapurlarına biniyoruz ve yaklaşık 50-55 dkk vapurla geziyoruz. 
İstanbul kartla iki basımlık bir ücreti var, hatta anne kartı, yaşlı kartı falan olanlar kendi kartlarını da kullanabiliyorlar. Vapur Kadıköy'den her saat başı (10.00-11.00 gibi) kalkıyor. Üsküdar'dan da buçuklu saatlerde (10.30-11.30 gibi) kalkıyor. 


Duraklar :

  1. Kadıköy
  2. Kasımpaşa
  3. Fener
  4. Hasköy
  5. Sütlüce
  6. Eyüpsultan

  1. Üsküdar
  2. Karaköy
  3. Kasımpaşa
  4. Fener
  5. Balat
  6. Hasköy
  7. Ayvansaray
  8. Sütlüce
  9. Eyüpsultan

Biz sabah erkenden çıkıp kahvaltımızı da vapurda yapıyoruz. Tabi kahvaltı bittikten sonra vapurda adım atılmadık yer bırakmamaya yemin etmiş gibi her köşeye koşuyoruz o ayrı 😅

Vapurdan inince de ne yazık ki her seferinde en az iki saat beklemek zorunda kalsak da Alper çok sevdiği ve o dik yokuşu çıkamayacağı için Teleferik'e biniyoruz. 

Ben kahvaltımızı evde hazırlıyorum, Alper için sağlıklı olması adına ama vapurda da tost, portakal suyu, çay vb var tabi :)



uuuu köprünün altından geçiyoruz.







Kano yapan gençleri izlemek çok keyifli!





teleferikte selfie çekmeye çalışan bir anne ve yardımına koşan güzel insanlar ama asla poz vermeyen bebesi :)

Sen daha 3 yaşındasın çocuğum bu duruş nedir :)



kendimi çektiğimi görünce hemen kucağıma atladı tabi küçük adamıım 😇







Annee biz uçuyor muyuz? Baakk ağaçların üstünden gidiyoruz :)



Anne oğul 💙  kolajımızla veda edelim, şimdilik (:

Gerçekten herkese tavsiye ederim. İnanılmaz keyifli oluyor. Vakti olan herkesler denesin :)

Not: Fotoğraflar biraz karışık ve gelişigüzel oldu ama idare ediverin artıkın :)

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,


6 Haziran 2024 Perşembe

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 250 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostlarım! Nasılsınız bakalım, hayat nasıl gidiyor?


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu: “Grup olarak gezmek mi yalnız gezmek, keşfetmek mi?” //deeptone 'dan alıntıdır.


Deepsiciğim güzel konu bulmuş :)
Açıkçası ben genel anlamda gezmeyi çok seven biri olarak her ikisinin de farklı bir tadı olduğunu düşünüyorum. 

Tek başıma gezmek, kendimle başbaşa olmak, o an benim canım ne istiyorsa onu yapmak, nereyi görmek istiyorsam orayı görmek, nereye gitmek istiyorsam oraya gitmek ayrı bir lezzet... 

Bir grupla güle oynaya gezmek, birbirine farklı öneriler sunmak, gezdiğin yerle ilgili ön bir bilgin var ise paylaşmak, yanındaki kişinin baktığı açıdan bakmak falan apayrı bir lezzet...

O yüzden bence ikisi de yerine, zamanına, insanın o anki ruhuna göre çok çok keyifli olabileceği gibi hüsran da olabilir...
Zira grup gezilerinde uymanız gereken kurallar oluyor. Saatler, sıralamalar falan işte. Bu bazen güzel oluyor çünkü düşünmek zorunda değilsiniz. Kafanız rahat, sadece o anın keyfini çıkarmaya çalışıyorsunuz. Şuraya diyorlar şuraya gidiyorsunuz buraya diyorlar buraya gidiyorsunuz :) Tabii her daim bir iki sivri çıkıyor ya geç kalıyor ya ay ama ben şuradan bir şey alacaktım nolurdu iki dakika beklesenizler falan :) Ya da yoruluyorsunuz dinlenmek istiyorsunuz ama uyulması gereken de bir program olduğu için sesinizi çıkaramıyorsunuz. 

Tek gezmenin de iyi yanları da gruptaki olmayanlar işte o geç kaldı mı bu yemeğini bitirebildi mi ay şurada dinlensem kimse laf eder mi sıkıntısı yok. Her şey kafana göre! :) Ama o zaman da bazı şeyleri kaçırabiliyorsun. Her şeyi senin planlaman, her şeyi senin düşünüp yönetmen gerekiyor. Bu da insanı yorup gezinin keyfini kaçırabiliyor ama maceracı, korkusuz bir tipseniz, etrafınızda çok fazla insan istemiyorsanız tek gezmek tabi ki de her şeye rağmen çok daha keyifli olacaktır... 

Yani kısacası iki şeklin de hem artıları hem eksileri var. Eh kendimce de anlattım! :) 

Bakalım sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda. Hadi yazıp haber verin de okuyalım.


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,

30 Mayıs 2024 Perşembe

MyReal'dan Notlar Diyelim ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum!

Size biraz karışık bir yazıyla geldim. Aklım gibi, ruhum gibi karışık her şey doğal olarak (:

~~

Bu ara Netflixteki Adalet konulu dizilere taktım kafayı. Özellikle Special Victims beni mahvediyor! Kendi kendime izleme şunu kızım zaten psikolojin geberik sen de üstüne toprak atıyorsun, deyip duruyorum ama yine ilk fırsatta hop bir bakıyorum açmışım izliyorum... 

İzlerken de hep şunu düşünüyorum : Dünyanın neresinde olursanız olun insanların olduğu her yerde çirkinlik var, ne yazık !! 

Kore Yapımı, Amerikan Yapımı, Türk Yapımı bir sürü dizi/film izliyorum. Her ne kadar gerçeği yansıtmamaktadır diye bir cümleyle başlasalar da hepimiz aslında gerçeğin yalnızca bir kısmını izlediğimizi, gerçeğin kat kat daha korkunç olduğunu biliyoruz.

Kadın tecavüzcüleri, Pedofili, Ensest, o bu derken bir de şimdi ülkemizde tavuğa, köpeğe tecavüz eden iğrençleri görüyoruz haberlerde! 

Allah var bizim evde asla haber saatlerinde TV açılmıyor! Zaten TV de sadece oğlumun çizgi film saatinde açılıyor onun dışında öyle bir süs eşyası gibi duruyor salonda işte. 

Çünkü o ekrandan gözlerimize soktukları o iğrenç haberlere, yayınlara artık katlanamıyorum. Midem bulanıyor! 

Savaşlar hele! Diri diri yakılan masumlar? Ah Ah! Toprak kabul edecek mi insanoğlunu acaba? 

Videoları ve gündemi görmemek için Twitter'ı kapattım, TV açmıyorum!.. Bir tek instagramla, blog kaldı. Muhtemelen böyle giderse instagramı da kapatacağım. Çünkü gerçekten dayanamıyorum artık. 

He üç maymunu oynayınca hayat değişecek mi? Tabi ki de hayır ama belki en azından ruhumun daha fazla yara almasına engel olurum. Biliyorum bu doğru değil ama bir çocuğum var ve yaralı bir ruh, bozuk bir psikoloji ile ona faydalı olamam. Kendime bile olamam... 


Anlayacağın kafam karışık, canım acıyor bunca acımasızlık karşısında, hayatı her şeyi sorgular haldeyim, gülmeye ar ediyorum adeta! 

Rabbim hepimizi korusun! 


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın...

Kocaman Sevgilerimle,


29 Mayıs 2024 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 249 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostlarım,

Aslında buralardayım ama yokum da :) 
Bazı şeyler biraz karışık o yüzden yazamıyorum. Bir sürü taslağım var ama inşallah paylaşmaya hazır olunca yayınlayacağım hepsini *-*

Şu an için sevgili Deeptone'nun haftalık sohbetine katılayım istedim. (:

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 249



Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta pazartesi günü bir sohbet konusu seçiyor ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu seçebilir.

Haftanın konusu: "Çocuklar ev işlerine yardım etmeli mi?"


Açıkçası bu konuda ben de Deeptone'a katılıyorum. Çocuklar evde yapabilecekleri işleri yapmalılar. 
Çocukları normal dünyadan ne kadar uzak yetiştirirsek bizim kanatlarımızın altından çıktıklarında o kadar zorlanıp bocalar ve hatta hatalar yaparlar. 

O sebeple minik minik güçlerinin yeteceği şeyleri yapmalılar. 

Kız erkek tüm bireyler mutlaka ama mutlaka yemek yapmayı, evini temizlemeyi, kişisel bakımını, kıyafetlerini yıkamayı, ütülemeyi öğrenmeliler. 

Maddi anlamda hesap yapmayı, elindekiyle yetinmeyi, programlamayı öğrenmeli. 

Dediğim gibi bu hem geleceği için hem de bugünü için çok önemlidir. 


Bir tanıdığımız vefat ettiğinde en küçük çocuğu henüz 4/5 yaşındaydı ve tek başıma tuvalete bile gidemiyordu. En büyük olan da 13 falandı. O zaman o çocuklara o kadar üzülmüştüm ki kim bilir bakan insanlar neler diyecek? O küçücük çocuklar bir anda neler öğrenmek zorunda kalacak? Neler çekecek? 

En azından annesi olarak ben sevgiyle elimden geldiğince her şeyi öğretmekten yanayım. Tabi ki yaşının, fiziki ve psikolojik gücünün kaldırabileceği ölçüde...

Çünkü benim düşüncem şöyle ; Allah korusun ne zaman ne olacağı belli olmaz benim başıma bir şey gelirse çocuğum kendi başının çaresine bakabilir mi? 

Mümkün olduğunca evet, diyebilmek isterim. 

Dileyen, vakti olan herkesler yazsın da okuyalım! (:


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,





9 Mayıs 2024 Perşembe

İyi ki doğdum beenn :) ~~

Selamlar Blog dostum!

Gene uzun zamandır yokum.
Gerçekten hayat o kadar karmaşık ve hızlı ki kendimi hiçbir şeye yetişemiyormuş gibi hissediyorum. 

Evde, işte ve hatta yolda sürekli bir şeylerle uğraşıyorum.
Şöyle sadece beş dakika hiçbir ses, düşünce, insan vs. olmadan bir koltuğa uzanıp aval aval tavanı izlemek istiyorum! Çok komik dimi? :)
Napalım çalışan anne olunca böyle garip istekleri olabiliyor insanın.

Neyseee bu arada bendeniz birazcık daha yaşlandım veee 33 oldum. 

Buyurunuz kendisi 3 annesi 33 fotomuz :)



canım oğlum hiçbir şekilde pastamı üflememe izin vermese de en azından iş arkadaşlarım sağolsunlar o keyfi tattım :)

Bu da çekirdek ailemiz 🥰







Hayatımız hep kutlama tadında olsun. Gülücüklerimiz arşa ulaşsın. Sağlık, sevgi ve mutlulukla yaşayalım! 

Kocaman Sevgilerimle,

8 Nisan 2024 Pazartesi

Alper Murat 3 Yaşında ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostlarım!
 Ramazan da bitti herkesler koştu tatile biz hala çalışıyoruz. Sizler nasılsınız bakalım? (:


~~

Eski takipçilerim bilirler eskiden kendime dair çok fazla paylaşımım olurdu. Baktım bu aralar hiç öyle bir yazı yazmamışım. Bari dedim oğluşumun 3 yaşı hatırına bir yazı olsun. İlerde görüp okur belki, mutlu olur :)



Bu sene kutlamalara doyamadık. Evde, kreşte, babaannemizde, dedemizde kutlu doğum haftası gibi oldu. Ama bizimki hala her gün  anne bana iyiki doğdun yap, diyor :)
Doyamıyorduk! 😅



Canımız öğretmenimizzzz ❤️


Koyu Galatasaraylı olan amcalarımız ve babamız pastayı görünce biraz şok oldular ama yapacak bir şey yoktu artık. Pastacı amca kendince renk katmış pastamıza! 





Sahiplenen erkek tutuşu diyoruz biz buna 😍





Öpmelere, sevmelere doyamıyoruz. 😍








Canım ailem 💙

💙💙

Ömrün, bahtın çok güzel olsun annemmmm! Hayat sana hep güzellikler getirsin.
İyi ki doğdun, iyi ki varsın, iyi ki benim oğlum /bizim oğlumuz oldun! Seni çok çok çok seviyoruz! 

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,


5 Nisan 2024 Cuma

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 241 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum!

Bu hafta hiçbir şey yazamadım bari en azından sevgili deeptone'a katılayım dedim. :)


AĞAÇ EV SOHBETLERİ 241


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu:

"Hayatlarımızda çok seçeneklerimiz olması avantaj mıdır?" 
//deeptone'dan alıntıdır. 


Avnatajları da var dezavantajları da...
Avantaj çünkü bir ürünü aldın, beğenmedin, işine yaramadı diyelim, hemen alternatif başka bir ürün bulup alabiliyorsun ve işini hallediyorsun.
Firmalar da piyasada daha iyi bir ürün olduğunu ve o sebeple satışlarının düştüğünü falan görünce gerekli düzenlemeleri yapıyorlar. Yoksa diğer türlü zaten başka alternatif yok ihtiyacı olan herkes mecbur alacak deyip ne şikayetleri umursar ne ürününü geliştirmek için uğraşırlar. Bu güzel yanı.


Bir de olumsuz yanı var ki o da şu: İnsanlar tüketim çılgınlığına kapılıyorlar. Onu da alayım bunu da alayım. O onu almış bu bunu almış bende niye yok falan... Allah'ım üç kuruş asgari ücretle kıt kanat geçinen insanların iphone bilmem kaç çıktı olur mu canım Samsung bilmem kaç çok daha iyi ben de alacağım benim neyim eksik, bu artık eskidi zaten diye deli gibi borçların altına girmesi falan... 

Daha küçücük çocukların sürekli bir şeyler istemesi ama eline geçince de 2 gün sonra sıkılıp kenara atması... 


Ne bilim ya sanki eskiden her şey daha azken daha mutluyduk... 


Hadi bakalım herkesler yazsın da okuyalım! :)


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,



27 Mart 2024 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 240 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostlarım,

Deepsi yeni haftanın konusunu seçmiş :)

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 240




Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu seçiyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.Haftanın konusu:

"Sosyal medya influencer'ları, tüketim davranışlarımızı etkiliyor mu?"

//deeptone'dan alıntıdır.

Bu zatı muhteremleri takip etmiyorum dersem yalan olur ama tanıttıkları şeyleri alıyor muyum? Tabi ki de hayır! :)
Sonuçta her şeyi para için yaptıklarını biliyorken samimiyetlerine nasıl güvenip de önerdikleri şeyleri alabilirim ki? He n'oluyor yeni çıkan şeyleri takip etmiş oluyoruz. Eğer o şeye gerçekten ihtiyacımız varsa bunlar sayesinde tanımlanan indirim kuponlarını -gerçi bu konu da ayrı bir dert de ona girmeyeceğim şimdi- kullanabiliyoruz falan filan.

Bir de komik oluyorlar, eğleniyor insan. 

Ben mesela Kadir Ezildi'yi uzun zamandır takip ediyorum. Garip lehçeli konuşmaları, lokelleri falan eğlendiriyor beni. Buket Yıldırım da öyle. Eğlenceli bir kadın :)
Onun dışında takip edip sonra takipten çıktığım çok kişi oldu. En son Cem Özkök'tü sanırım. İlk etapta paylaşımları, düzeni, yaşamı çok hoşuma gitmişti ama biraz takipçisi artınca o da hemen yok benim ürünüm yok temiz ürünüm yok doğal ürünüm yok namaz kılarken video atmalar falan hemen benzedi diğerlerine. İnsanların sırf takipçi kasmak için özellikle dini ve milli değerleri kullanmaları beni çok sinir ediyor. O yüzden ona da hoşça kal dedim :)

Unutmadan bir de Dilan Polat efsanesi vardı. Aman beee neydi ne oldu değil mi? Onu da deprem zamanı yaptığı yardımları görüp takibe almıştım ama sonra baktım kadın cozuttukça cozutuyor hemen çıktım takipten. Zaten sonra olanları gördük işte. Silivri'nin yolları taştan...  

En başından söylediğim gibi samimiyetine güvenmediğim birinin söylediklerine niye inanayım ki? Hepsi samimiyetsiz, birbirinin aynısı tipler... 

Ben bir şey alacaksam etrafımda eşim dostum akrabam çok. Sorarım onlara: kullandınız mı? Nereden aldınız? Memnun musunuz? vs. diye ona göre alırım ne alacaksam. Sizlere de böyle yapmanızı tavsiye ederim :)

Hadi bakalım herkesler yazsın da okuyalım :)

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın!

Kocaman Sevgilerimle,


25 Mart 2024 Pazartesi

İzledim, Yorumladım : Under the Queen's Umbrella ~~

 Selamlar Blog Canlarım!

Herkese çok ama çok güzel bir hafta diliyorum.

Bugün karşınıza güzel, tarihi konulu bir K-Dramayla geldim. :)

Öncelikle tanıtım: 

Hırslı bir kraliçe, haylaz oğullarından birini Joseon'un bir sonraki kralı yapmak için dizginlemeye çalışırken rakipleri tahtı kapmak için kıyasıya rekabet hâlindedir.

Başroldekiler:Kim Hye-soo,Kim Hae-sook,Choi Won-yeong

2022 Yapımı. Netflix dizisi.


Benim Yorumum : 

Öncelikle söylemeliyim ki ben Kore yapımı tarihi dizileri modern dizilerden daha çok seviyorum. Kıyafetleri, mekanları, o dönemin insanlarının naifliği, saygısı, çekingenliği, kalplerinde yeşertip büyüttükleri aşkları... Hepsi o kadar güzel ki... 
Tabiii kraliyet olunca entrikalar da kaçınılmaz oluyor. :)

Bu dizi de öyle bir diziydi.  


Im Hwa‑ryeong dizideki başrolümüz. Sevgili kraliçemiz "dul kraliçe (kralın anası olur kendileri) tarafından sevilmiyor ve desteklenmiyor. -Ah ah nedir bu gelinlerin çektikleri! :) - 
Kraliçeyi desteklemediği için onun oğullarını da desteklemiyor tabii ve öz torununun veliaht prensliğinin elinden alınması için uğraşırken hop veliaht prens ölüyor. Tam bir kör istedi bir göz Allah verdi iki göz durumu! Dul Kraliçe mutlu mesut gelini olan Kraliçeyi alt etme planları yapadursun. Bizim Kraliçe de boş durur mu? O da kuşanıyor elbette tüm kılıçlarını. Vee macera başlıyor. 


16 bölümcük çok güzel bir diziydi. Kraliçenin anneliği, eşliği, Kraliçeliği, insanlığı her şeyi çok çok güzeldi... Herkese tavsiye ederim. 


Not: Türkçe çevirisi yok ne yazık ki... Ve devam sezonları olacak mı bilmiyorum. Bilen varsa bana da yazsın :)

İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler!

Kocaman Sevgilerimle,

Not: Görseller Google Amca'dan alıntıdır. 


22 Mart 2024 Cuma

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 239 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum! 

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 239






Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu:

"Gezegenlere yerleşecek miyiz?" //deeptone'dan alıntıdır. 


Tabi ki de yerleşeceğiz! Eksik kalır mıyız a a a ! (:
Şaka bir yana ben kıymetli insanoğlunun diğer gezegenlere de yerleşeceğine inanıyorum. Bu konudaki en büyük dileğim o gezegenleri de dünya gibi mahvetmemek! Zira dünyadaki hava kirliliği, denizlerin okyanusların diplerine yerleşen pislikler, toprağa karışan çöpler, dikilen koca koca artık bina bile değil rezidanslar, kesilen ağaçlar, yakılan ormanlar vs. vs. derken dünyayı mahvettik. Bu sebeple de dünya yavaş yavaş yok oluyor. 





O yüzden zaten başka bir gezegene ihtiyacımız var. He o gezegene biz yerleşebilir miyiz? Emin değilim... Ya önce birkaç kobay -fakir mi? yok canım seçilmiş- aile ya da genç seçilir. Onlar oraya gönderilir. Hayatta kalabiliyorlar mı, üreyebiliyorlar mı, besin üretebiliyorlar mı? Bir bakılır. Sonra da pek tabi ki gene para konuşur! (:
Ayy bu konuda distopik bir hikaye yazasım geldi!!! *-* 

Dileyen herkes yazabilir! 

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın! Güzellikler hep bizimle olsun! 

Kocaman Sevgilerimle,


MyReal

Not: Görseller Google Amca'dan alıntıdır. 





21 Mart 2024 Perşembe

İçimden Geldi ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum! 

Şarkının sözleri mi müziği mi yoksa her ikisi birden mi bilemem ama birçok kişi gibi ben de bu şarkıya takıldım bu aralar. Hadi birlikte dinleyelim! (:





Sevdiklerimiz hep yanı başımızda olsun... 

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın! 

Kocaman Sevgilerimle,


MyReal

19 Mart 2024 Salı

İzledim Yorumladım : Business Proposal ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostlarım! 

Bir sürü bir sürü K-Drama izledim. Sırayla hepsini yazacağım inşallah:) 




Öncelikle tanıtım : 

Ha-ri arkadaşının yerine gittiği tanışma randevusunda karşısındakini korkutup kaçırmayı planlar. Ama adam onun patronu çıkıp ona evlilik teklif edince iş sarpa sarar. // #netflix 'ten alıntıdır.

Mini Dizi (12 Bölüm)
Kore Yapımı 
Romantik Komedi
Çıkış yılı: 2022
Başroldekiler:Ahn Hyo-seop,Kim Se-jeong,Kim Min-gue


Dizi gerçekten çok ama çok keyifliydi. 
Yukarıdaki tanıtımdan anlayacağız üzere esas kızımız arkadaşının isteği üzere görücü usulü bir buluşmaya gidiyor. Amacı saçmasapan şeyler yaparak adamı vazgeçirmek ama işler istediği gibi gitmiyor. Bir de buluştuğu kişi çalıştığı şirketin sahibi çıkınca işler daha da karışıyor! :)


Ha-ri karakteriyle Cha-Sung Hoon arasındaki ilişki o kadar tanıdık ve o kadar güzel ki... Sung'un kendi ailesinde bulamadığı sıcaklığı Ha-ri ve ailesinde bulması, birbirlerine olan güven ve destekleri gerçek hayatta bir dostunuzla nasılsanız öyle :)

Tae-moo'nun Ha-ri'yi ikna etmek için verdiği uğraş. Yaptığı jestler, taaa Amerikalardan geri dönüp hala bizim kızın peşinde koşması falan hem çok tatlı hem de tipik K-Drama işte! :)

Dizide benim favorim Young-Seo ! Napim yan karakter sevdam var demek ki :)

Cha Song-hoon'la onların ilişkisi daha tutkulu... 

Laf aramızda son dakikaya kadar Young-Seo ve Tae-mo kuzen falan bir şey çıkacak diye çok bekledim! (:



Eğlenmelik keyifli bir dizi. İzleyecek olanlara şimdiden keyifli seyirler! 
Not: Tipik K-Drama bir bölümde kısacık final yapıyor o biraz hayal kırıklığı yaratıyor ama alıştık. K-Dramalar hep böyle... :)

Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın.
Not: Görseller Google amcadan alıntıdır.

Kocaman Sevgilerimle,

15 Mart 2024 Cuma

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 238 ~~

 Merhabalar Sevgili Blog Dostlarım!

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 238


Ağaç Ev Sohbetlerimiz devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu seçip o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu: "Ramazan ayının güzellikleri"

Bu haftanın konusu tam yerinde olmuş. :) Ramazan'ın hem en zor hem de en güzel yanı sahur olsa gerek... Her gece uyandığımda camı açıp derince bir nefes almak sessiz sakin İstanbul'u izlemek, tek odasının ışığı yanan evlere bakmak... 

Açıkçası yemek yemek benim için çok güzel bir hobi :) O sebeple açlık ayarlarımı bozmuyor dersem yalan olur. Ama Ramazan'ı ve Ramazan'a dair her şeyi çok seviyorum. 

Kalabalık sofraları, paylaşmayı, ezanı duyacağın o bir saniye için beklemeyi, özenle yemekler hazırlamayı, bayram heyecanını, -günümüzde artık tatil planlarını-... 

Umuyorum ki bu sene Ramazan hepimize huzur getirsin. Dövmeliler, açıklar, kapalılar, herkes bir olsun. Kimse kimseyi yargılamadan kabul etsin.

Herkes kendi ruhunu doyurmanın gerçek yolunu bularak bitirsin bu güzel ayı... 

Hayırlı Ramazanlar!


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok iyi bakın! 
Kocaman Sevgilerimle,

MyReal



8 Mart 2024 Cuma

5 Mart 2024 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 237 ~~

 Selamlar Sevgili Blog Dostum!;

Yine bir kayboldum gibi ama buralardayım gitmeyeceğim bu sefer kararlıyım :)


AĞAÇ EV SOHBETLERİ 237




Ağaç Ev Sohbetlerimiz keyifle devam ediyor. Her hafta bir sohbet konusu buluyoruz ve o konuda yazıyoruz. Herkes yazabilir, herkes sohbet konusu bulabilir.

Haftanın konusu: "Kürtaj cinayet midir?" //deeptone'dan alıntıdır. 

Deep bu hafta gerçekten ama gerçekten çok zor bir konu seçmiş. Bakalım kimler neler yazacak bu konuda çok merak ediyorum. 

Hamile olduğumu öğrendiğim ilk zaman özel bir muayenehaneye gitmiştim kontrol için. Orada yirmili yaşlarında genç bir kız ve erkek arkadaşı da sıra bekliyordu. Kürtaj için... Açıkçası o kadar umarsız ve o kadar rahatlardı ki belki de ilk defa anne olacak olmanın vermiş olduğu duygu yoğunluğuyla ikisine de inanılmaz derecede sinir olmuştum. Resmen bir cana kıyacaklar ama hala öpüş seviş mırç mırç geziyorlar ortalıkta diye düşünmüştüm. Ve o kontrolden sonra da o doktora bir daha hiç gitmedim. Çünkü kendi kendime göz göre göre sırf para için bir cana kıyan insandan doktor mu olur? diye ikilemde kalmıştım. 

Açıkçası ben kürtajın kesinlikle ve kesinlikle cinayet olduğunu düşünüyorum. Eğer çocuk sahibi olmak istemiyorsanız kadın ve erkek tüm önlemleri almalısınız. 
Önceden inanç, örf adet, toplam baskısı vs. derken belki biraz daha iyiydi durum belki de daha kötü bilemiyorum ama günümüzde cinsellik yaşı çok çok aşağılara indi. Bilinçsizce yaşanan birliktelikler de doğal olarak istenmeyen sonuçlar doğuruyor.

Elbette ki anne ve baba gebeliği sonlandırmak istiyorsa o çocuğun doğması çocuğun kendisine haksızlık olacaktır. Kendisini istemeyen bir anne ve baba ona ne verebilir ki? O yüzden diyorum ya kadın da erkek de gereken tüm önlemleri almalı ve istenmeyen bir gebelik yaşanmamalı!

Gelin görün ki işin bir de tecavüz boyutu var! İnsanın kanını donduran bir gerçek bu... Haberlerde görüyoruz sürekli. Söylemeye bile dilim varmıyor ya işte yazıp okuyup geçiyoruz. Öz abisinin, babasının tecavüzüne uğrayan masum yavrularımız olmuyor mu? Hamile kalmıyorlar mı? 
Onlar ne yapsınlar? Sürekli yaşadıkları vahşeti hatırlayacakları bir hatıra olmayacak mı o çocuk? Evladım diye sevip bağrına basabilecek mi tecavüzcüsünün kanını taşıyan o çocuğa? 
O kadar zor bir durum ki. 

Her ne olursa olsun her canlının yaşama hakkı olduğuna inanıyorum ben o sebeple o minicik kan pıhtısının da yaşamaya hakkı olduğunu düşünüyorum. Bana kızanlar da olabilir ama sebebi ne olursa olsun kürtajın bir cinayet olduğunu iddia edenlerdenim. 

Yazan olursa haberdar etsin gelip okuyacağım mutlaka. 

EKLEME : 
Aslında yukarıda da yazmıştım. Tecavüz işin çok çok farklı bir boyutu. Onu düşünmek bile istemiyorum. Hani sanki tecavüze de uğramış olsa nolursa olsun doğursun mecbur doğuracak bakacak demişim gibi yorumlar gelmiş de o yüzden ekleme yapma ihtiyacı duydum. Bence evet doğurmalı. Gerekli psikolojik destekleri alarak elbette. Ama gelin görün ki doğurmak istemezse de anlarım, sonuçta bir insanın başına gelebilecek en iğrenç şey tecavüz! Allah'ım kimseye yaşatmasın. 
Ama işte içimde bir yer de diyor ki o minicik bebek masum, onun hiçbir günahı yok. Neden babasının günahının bedelini ödemek zorunda kalsın ki? 

Benim kabullenemediğim şey kürtajın normalleştirilmesi. Sevgilisiyle ya da eşiyle birlikte olduktan sonra hamile kalıp ama ben anne olmaya hazır değilim, bu çocuğu doğuramam demesi ya da tam tersi erkek için ben baba olmaya hazır değilim, o çocuğu aldırman lazım demesi. 
Çok affedersiniz ama b*k yemeseydiniz o zaman! Yaptığınız şeyin sonuçlarına göğüs germek zorundasınız. Canınızın istediği her şeyi yaşayıp sonra da bir canı ortadan kaldıramazsınız. Bunun alkollü araç kullanıp birinin ölümüne sebep olmaktan ne farkı var? 
O şoför katilse buradaki kadın ya da erkek de katildir. Hiçbir farkları yok benim açımdan. 

*Yine söylüyorum, tecavüz, ensest ya da annenin ölüm durumu vb. çok hassas çok ayrı değerlendirilmesi gereken durumlardır. İstisnadır ve istisnalar kaideyi bozmazlar. 


Yeniden görüşünceye dek kendinize çok ama çok iyi bakın. 

Kötülükler uzak olsun bizden!

Kocaman Sevgilerimle,

MyReal