11 Temmuz 2013 Perşembe

Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer - Laurent Gaunelle ~~

"Bu ara arıyorum mutluluğu deliler gibi bu kitapta çıktı bir anda karşıma bakalım sonu ne olacak..
Bulabilecek miyim mutluluk denen şu şeyi bu sefer de.. Bu melankoli çok uzadı çünkü.. Gounelle'nın bu kitabı çok övgü almış. Bitireyim ben de yorumumu paylaşacağım sizlerle" demiştim bir hafta kadar önce..

Kitabı pazartesi günü bitirdim ve bu kitap hakkındaki görüşümü pazartesiden beri yazmayı düşünüyorum ama bir türlü yazamadım nedense...

Neyse fazla uzatmadan kitaba döneyim..
"Mutluluğun kapını çalmasını bekleme, sen ona git! 
Hayatını değiştirecek roman bu işte!
Bir düşünün. İntihar etmek üzeresiniz. Bir adam hayatınızı kurtarıyor, ama karşılığında sizinle bir anlaşma yapıyor. Bundan sonra o ne söylerse sorgusuz sualsiz yapacaksınız. Kendi iyiliğiniz için... Çaresiz, kabul ediyorsunuz ve hayatınızın iplerini tıpkı bir kukla gibi başkasının ellerine bırakıyorsunuz. Ve hayatınız eskisinden çok daha güzel oluyor. Yine de şüpheleriniz var: Bu adam aslında kim? Çevresindeki gizemli kişilerin sırrı ne? Sizden aslında ne istiyor?
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, kendi kendimize koyduğumuz engelleri, korkularımızı ve ön yargılarımızı nasıl aşacağımızın, kaderimiz sandığımız mutsuz bir yaşamı, bizi mutluluğa götüren bir yolculuğa nasıl dönüştüreceğimizin hikâyesi."



Kitabın arka kapağında böyle yazıyordu ve sanırım ilgimi çekmesinin sebebi de buydu çünkü o sıra cidden depresyona girmek üzereydim..

Kitabı bir solukta bitirdim. Gerçekten çok güzel noktalara değinilmiş. Okurken kendi kendime yaptığım birçok şeyle karşılaştım diyebilirim. Çünkü Laurent gerçekten günlük hayatımızda en çok yaptığımız yanlışları / kendimizi sınırlandırmalarımızı çok güzel gözlemlemiş ve bunu çok güzel bir şekilde ifade etmiş..

"İnsanların bize değer vermeleri için önce biz kendimize değer vermeliyiz, onların bizi sevmesi için önce biz kendimizi ve onları sevmeliyiz, kendimizi bir kurban olduğumuza inandırmamalıyız.." Kitabın ana fikri bu bence.. Ben gerçekten çok sevdim ve uzun süredir kurban rolü oynadığımı ve bu rolün beni gerçekten de üzmekten başka hiç bir işe yaramadığını fark ettim..

Çok severek okuduğum bir kitaptı anlayacağınız. Yazarın anlatımı da çok güzeldi.. Olayları ilişkilendirmeleri vs bence gerçekten iyiydi. Özellikle kitabın sonunda şok oldum resmen.. Kesinlikle böyle bir şey olmasını beklemiyordum. Çok normal olağan bir sona öyle bir hazırlıyor ki sizi tamamen şaşkına dönüyorsunuz.. Yani diğer okuyan insanlar benim gibi hissetmiş midir bilmiyorum ama ben kesinlikle Dubrovski'nin bunu yalnızca itibarını geri kazanmak için yaptığını, çocuğu kullandığını düşünüyordum. Son ana kadar da bundan hiç ama hiç şüphem yoktu.. Gerçekte neler olduğunu okuyunca şok oldum ve  "ama nasıl olur yaa" falan dedim kendi kendime..

Ayrıca paranın mutluluk getirmediğini de bir kez daha anlamamızı sağlamış Laurent.. Gerçekten de şu para denen şeyi araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirmek insanlığın en büyük hatası ve cezası bence.. Varlığının ya da yokluğunun bize zarar vermesine izin vermemeliyiz bence.. Her şeyin fazlası nasıl zararsa paraya olan bağlılık ve sevginin de zarar olacağını unutmamalıyız..

Kısacası güzel ve etkili bir kitaptı, bence herkesin en azından bir kere okuması gerekir bu kitabı..

Elimdeki kitaplar bitince Laurent'tan " Mutlu Olmak İsteyen Adam"ı okumayı planlıyorum...
Şu an Debbie Macomber'den "Küçük Mucizeler Dükkanı"nı okuyorum ve bu seriye geçte olsa başlamış olmanın mutluluğunu yaşıyorum..
Şimdilik benim kitap dünyamdan bu kadar...

Sevgilerimle,



Tepkiler:

14 yorum:

  1. Kitabı okurken birden aklıma Christian Grey geldi. Ne istersem sorgusuz sualsiz yapacaksın filan. :D Tabi parasız bi Grey hayal edemiyorum. =)

    Para garip bi'şey. Varlığı da yokluğuda ayrı bi dert. Kitabı beğenmene sevindim. Şuan fifty shades rekrarlaması yapıyorum. Bitince bende bu kitaba başlıyorum. Umarım en az senin kadarkeyif alırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama Dubrovski de parasız değil kiii.. Aksine inanılmaz zengin (:
      Fakir olan intihar etmeyi düşünen zavallı :)

      Tekrarlama mı? O kadar mı sevdin de aynı seriyi tekrar okuyorsun (:
      Gerçi o seri inanılmaz sattı belki okurum ben de belli olmaz (:

      Hiiçç şüphem yok eğer bu tarz kitapları seviyorsan bunu da kesinlikle seveceksin bence (:

      Sil
    2. Fifty candır. sevilmez mi. Bi de bünye meselesi tabi. =D

      Bu arada Offf diyorum sana. Bu adam bir gün benim dükkanıma girsin yemin ediyorum tekme tokat dalarım. Tamam ezik mezik karakterini düzeltmeye çalışıyorsun anlarım ama 15 kerede bi ekmek değiştirilmezki be kardeşim! Madem altın saat almayacaksın ne kalabalık yapıyorsun ( Gerçi hoş o saatçide aynı anda birden fazla müşteri olacağından şüphe duyarım)

      Tabi bu altın saat olayına takıyorum ama yazar orda muhteşem fırtınalar kopardı bende. Birden o dükkanın eskisi kadar yabancı gelmediğini, adamın kendine olan güveninin gelmesiyle gözünde nasıl küçüldüğünü anlatmasına ba-yıl-dım! Gerçekten bayıldım. Bakalım daha 100lü sayfalardayım. Bitince kulaklarını çınlatıcam yine senin. =)

      Sil
    3. bilmiyorum yaa bazıları da gereksiz yere o kadar süre çok satanlarda kaldığını söylüyor (:

      niye dalıyorsun adama yaa :) sonunda neler yapıyor ama hiç bir zaman itiraz edememiş birine itiraz etmeyi öğretiyor adam tabi ağır yöntemler kullanacak :)
      yalnız sinirliyken gıcık müşterilik yapmak nasıl mutlu eder biliyor musun :)

      evetttt anlatım gerçekten mükemmel ve biliyor musun öyle bir ortamda asla bulunmadığım ve o herif gibi kendimi okurken bile rahatsız hissettiğim halde sonunda ben de gayet sade normal bir yermiş gibi gelmişti (:
      Ben de genelde bu zengin mekanlarında kasılırım daa. o bakımdan yanii :)

      Sil
    4. Yok yok kitap kendini belli etti. Büyük konuşmayayım ama dediğin gibi güzel şeyler olacak gibi.

      Sende kendini zengin mekanlar konusunda kasma. Ben şimdi sana liste oluşturmaya başladım. Bundan sonra hayatının iplerini bana bırak sana özgüven patlaması yaşatacam. :D Her ne kadar seni mercedesle kapısına kadar götüremesemde not al, ilk görevin: Türkiyenin en pahalı alışveriş merkezlerinin olduğu istinye parkta bir gelinlikçiye girip, en az 10 gelinlik provası edip, hepsinle en az birer foto istiyorum :D

      Sil
    5. olacak olacak inan sen bana :)
      hahaha sen de gelip çalışanların küfürlerini kabulleneceksen neden olmasın :)
      ama ben gelinlik giymem kiii
      başka bi şey deneyelim olmaz mı :)

      Sil
    6. Bunu demiyecektin! Uyk uyk uyk(mercedes'imin camını yarıya çekişinin sesiydi) Hadi seni izliyorum uzaktan. Hayır'ı kabul etmiyorum. =)

      Sil
    7. hehehehe
      ama kulaklıkla dinlemen gerekmiyor muyduuuu :)

      Sil
    8. kulaklık yerine uzaktan seni izlersem daha çok rahatsız olursun diye düşünmüştüm :D

      Sil
    9. hımm mantıklı ama bir süre sonra varlığını unutabilirim..
      kulaklık olursa ben unutsam bile sen hatırlatırsın ;)
      bide böyle düşün bakalımmmm :)

      Sil
  2. çok sevdiğim kitap bu.
    içindeki yöntemleri de uyguluyorum.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ciddi misinnn?? süpermiş buu (:
      ben bunu tekrar bir sakin kafayla okumayı düşünüyorum çünkü gerçekten günlük hayatta uyguladığımızda bizlere fayda sağlayacağına inandığım çok basit ama etkili şeyler var :)

      Sil
  3. Gerçekten etkileyici görünüyor, okunmaya değer..
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet evet çok güzel.. günlük hayatla ilgili süper tiyolar veriyor. hatta deep bile uyguluyormuş öyle söyledi biliyor musun?? :)

      Sil

İlk fırsatta cevap vereceğim!.. (:
I will reply your comment as soon as possible! (: